Sık Sorulan Sorular
S.S.S.
lida fiyatları

İnsanın alması gereken selenyum miktarı henüz tam olarak bilinmemekle birlikte 50-200 mg.’lık alımın yeterli olduğu söylenmektedir. Bununla birlikte erkekler için 70 mg., kadınlar için 50 mg. emilen ve atılan selenyum dengesinin kurulması için yeterlidir.
Bu miktar hastalıklardan korunma göz önüne alınmadan kabul görülen miktardır. Değişik bölgelerde bu seviyeleri belirlemek çok zordur. Kuzey Avrupa’da çok az seviyelerde selenyum içeren toprak ve kayalar vardır. Bunun sebebi selenyum yönünden zengin katmanların dünyanın güney bölgelerine hareket etmiş olmasıdır ve kalan toprak mikrobesinler içermektedir. (daha&helliip;)

1970li yıllarda araştırmacılar selenyumun, genetik materyallerdeki olağandışı ve hastalıkları tetikleyen değişimleri yani mutasyonu engellediğini keşfettiler.
Bazı mutasyonlar tamamen zararsız, ya da sadece hayatın belirli dönemlerinde gerekli olsalar da bu değişimler gelecek nesillere de geçmektedir. 1973 yılında glutatyon peroksidaz isimli bir enzim bulundu. Glutatyon peroksidaz selenyum yapısından dört atım içirmektedir ve oxygenfrre radikallere, hidrojen peroksitlere ve yağ asidi peroksitlerine karşı işlev görmektedir. (daha&helliip;)

Depresyon eğiliminin aileler boyunca devam e degeliyor olması uzun zamandan beri düşünüle bir şeydir. Kendisi de depresyon çeken Samue Johnson şöyle yazmıştır: Babamdan miras kalan kötü bir melankoli beni bütün yaşamımca delinin biri yapmıştır.

1960larda yapılan aile araştırmalarında tek yumurta ikizlerinden birinin depresyonlu olması durumunda, her iki çocuk da tümüyle farklı çevrelerde yetişmiş olsalar da, öteki ikizin de yüzde elli olasılıkla depresyona gireceği saptanmıştır. (daha&helliip;)

Psikiyatri akrabalarla resmi olmayan konuşma ıskalasının öteki ucunda yer alır. Bu çoğunlukla sadece konuşma ya da psikoterapinin bir türüyle sınırlı kalmayıp ilaç kullanılmasını da içerir. Pratisyen hekimler zihinsel bir hastalığı olduğundan kuşkulandıkları bir hastalarına teşhis koyamayınca kendisini bir psikiyatriste gönderirler.

Depresyon ya da karşı karşıya bulunduklarını düşündükleri ruhsal bozuklukher neyse ona yanıt vermeyen hastaları da bir uzmana gönderebilirler. Akrabalar da birinin ruhsal durumundan kaygılanıyorlarsa bir psikiyatristin görüşünün alınmasını isteyebilirler. (daha&helliip;)

Bazı kimseler ruhu ferahlatmak ve böylece depresyondan kaçınmak ve hatta erken evresindeki depresyonu geçirmek için aromaterapiden yararlanırlar. Aromaterapi esans yağlarının kullanıldığı bir tedavi biçimidir.
Bunlar belirli bitkilerin özünden damıtılan gayet yoğun sıvılardır. Bitkisine bağlı olarak çiçekler, yapraklar, kökler, kabuklar ve taneler kullanılabilir.

Bu çok eski bir tedavi yöntemi olmasına rağmen son zamanlarda çok popüler olmuştur. Esanslardan yararlanmak da eski Mısırlıların zamanına kadar uzanır.Mısırlılar çoğunlukla kokulu bitkilerden yağ çıkarırlar ve bunlardan yaptıkları merhemleri, ölüleri mumyalamakta olduğu kadar tedavi amaçla da kullanırlardı. (daha&helliip;)

Daha önce de belirtildiği gibi depresyonun neI denleri konusunda kesin bir yargıya varılmış değildir. Ancak ortada birden fazla nedenin rol oynadığına inanılmaktadır. Depresyona girmekte olan birinde eğer birkaç etken rol oynuyorsa, bunlardan biri büyük bir olasılıkla strestir. Depresyon çeken insanlar çoğunlukla düşüncelerinden kurtulmayı başaramazlar.

Fikirleri genelde hiç de yapıcı olmayan bir kısır döngü içinde birbirlerini kovalar durur.Gevşeme insanların en azından ilk evrelerinde henüz ağır değilken, depresyonda kaçınmalarına yardımcı olabilir veya tedavi olarak kullanılabilir.Ayrıca tedavi sırasında bir yedek tedavi işlevini görür. (daha&helliip;)

Klor mide asitlerinin oluşmasında temel birleştirici elementlerdendir. Örneğin hidroklorik asit, HCI. Ayrıca vücutta karbondioksit aktarım sisteminin doğru çalışabilmesi için de gereklidir. CO2 içeren kırmızı kan hücreleri akciğere ulaşır. Bu hücrelerdeki karbondioksit ancak klor iyonlarının, kırmızı kan hücrelerinde bulunan trans-ınembranal proteini harekete geçirmesine yardımcı olmasıyla dışarı atılır. (daha&helliip;)

Tokoferoller alfa, beta, gamma ve delta biçimleri
Bu vitamin aslında birbiriyle yakından ilgili, her biri E vitamini etkisi gösteren bir grup bileşiktir. Yağda erirler. En güçlüleri ve kullanımı en yaygın olanı alfatokoferoldür. İnsan vücudunda üretilemedikleri için bu vitaminin alımında tamamen beslenmemize bağımlıyız. En iyi E vitamini kaynakları buğday tohumu, soya fasulyesi, pamuk tohumu, mısır ve yerfıstığı yağlan, margarin, çiğ tohumlar ve kabuklu yemişler, yumurta, tereyağı, tatlı patates, karaciğer ve bazı yeşil yapraklı sebzelerdir. (daha&helliip;)

Termojenik zayıflama gelişmiş organizmaların çoğunun vücudunun düzgün işlemesi için ihtiyaç duyduğu suda eriyen bir vitamindir. Pantotenik asidin yapısı 1940’ta vitamini pantotenat olarak adlandıran J.R. Williams tarafından aynştmlmıştır. Lida vitamini ısıya oldukça dayanıklıdır ve kızartma, pişirme ya da fırınlamayla yok olmaz ama basınçlı ısıtıcılarda ısıtıldığında (yüksek dereceler nedeniyle) ya da derin dondurulmuş etlerde besinlerini kaybeder. Termojenik zayıflama pek çok gıdada bulunur, bunların arasında fasulye, yumurta, karaciğer, taneli tahıllar, portakal, fıstık, buğday tohumunun embriyon kısmı ve balık rardır. İnsan bağırsağında sindirim bakterileri tarafından üretilir, ama bu vücudun ihtiyacı olan toplam miktarı karşılamaz. Beslenmeyle alınan Termojenik zayıflama midede ve ince bağırsakta emilir, ama çok az Lida vitamini vücutta depolanır ve genellikle vücuttan değişmeden vücuttan geçip gider. İdrar ve dışkıyla vücuttan atılır. (daha&helliip;)

14 sayfa, 8. sayfa gösteriliyor.« İlk...678910...Son »
Kampanya biz arayalim iletisim teslimat

Son Yorumlar

Sosyal Paylaşım

Rss Aboneliği

Sitemap

FeedBurner